|
24 Kasım Öğretmenler günü nedeniyle İstanbul'daki bir arkadaşıma yazdığım mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum... Değerli Arkadaşım! 17.11.2009, Doğankent
Öğrencilik hayatımız sona ereli bir hayli zaman oldu. Artık ikimizde birer öğretmen olarak görevimizi en iyi şekilde yapmanın gayreti içindeyiz. Öğretmenlik mesleğinin zorluklarından bahsedilirdi hatırlıyor musun? Gerçekten de bu mesleğin çileli, meşakkatli ama aynı zamanda vicdana hitap eden ve sorumluluk gerektiren kutsal bir meslek olduğunu yaşayarak öğrendim.
Bildiğin gibi nesil yetiştirmek, kişileri hayata hazırlamak kolay değildir. Bu nedenle bu meslek grubunda görev yapan insanların iyi bir eğitim almaları, aynı zamanda kendilerini yetiştirmeleri, dönemin şartlarına göre kendilerini yeniden sorgulamaları ve insan sarrafı olmaları gerekir. Çünkü karşımızda hayata yeni başlayan, farklı kişilikleri olan, farklı aile ve çevreden gelen bir sürü insan bulunmaktadır. Bazı öğretmenler bunu başarmışken bazıları da maalesef unutulmaya yüz tutmuşlardır. Belleğimde, geçmişimde izler bırakmayan adını hatırlayamadığımız birçok öğretmenim olmuştur. Kendini sevdirmeyen ve formasyon eğitimi eksikliğini çok iyi anlayabildiğim öğretmenlerimi de şu yaşta olmama rağmen üzülerek hatırlarım.
Sınıf içerisinde otururken bir anda bütün öğrenci arkadaşlarımın içinde “şu sınıfın içindeki çöpleri çabuk elinle topla; bizim okulda iki fotokopi makinesi var, birisi idarede diğeri de şu gördüğün elim” diyerek ya da notla öğrenciyi korkutarak acizliğini ortaya koyan, yıllık ödev isterken “sen de kimsin be!” diyerek kimliğimi yerler altına seren öğretmenlerimi hiçbir zaman sevmedim.
Sınıfa girerken asık suratlı davranan, monoton bir hayatı olduğu apaçık görülen, kendisi ile barışık olmayan, nesil yetiştirdiğinin, örnek model olduğunun farkında olmayan öğretmenlerin varlığını bilirim.
Sağlık Bakanlığı’nın sigaranın içilmemesi ile ilgili gönderdiği broşürü sınıf içinde okuyan ve bizlere tekrar ettiren ama teneffüs arasında öğrencisinin gözleri önünde sigara içen öğretmenimizin bu tutarsız davranışları beni mutlu etmemiş, öğretmenime olan güven duygusunun zedelenmesine yol açmıştı.
Sınıf içerisinde hep belli bir grup ile muhatap olan, sınıfın çoğunluğuna hitap edemeyen ve bu şekilde çoğunluğun öğrenmelerini engelleyen öğretmenler de vardı.
Derste öğrendiğim konuların hayatımda ne işe yarayacağını, hayatıma ne gibi kolaylıklar getireceğini fark ettirmeyen öğretmenler de öğrencilik yıllarımın sayfalarında yer almaktadır.
Bunların yanında sürekli yad ettiğim ve unutamadığım öğretmenlerim de çok olmuştur. Araya yıllar girse de bazı öğretmenlerimin ders işleyişleri, söylediği cümleler, yaptığı espriler ve tavırları hala zihnimin bir köşesinde durmaktadır. Unutulmamak gerek. Bana kişiliğimi fark ettiren, “yazın da güzelmiş” diyen ortaokuldaki Tarih Öğretmenimin bu sevgi ve muhabbeti beni Tarih Öğretmeni yaptı.
Ders kitabı olmadığında deftere hızlı hızlı not tutturan ve örneğin Anadolu Selçuklu Devleti’ni kısaca ASD diye yazmak zorunda bırakan ve “Sizi üniversiteye hazırlıyorum. Orada da bol bol not tutacaksınız. Şimdiden antrenman yapın” diye espri yapan öğretmenlerimin muhabbetlerini hatırlıyorsun sanırım.
Mesafeyi koruyan ama öğrencisine gereken ilgi ve alakayı gösteren, bana adımla seslenen ve bu şekilde özgüven aşılayan, söylediğim fikirlerin doğru ya da yanlış olmasının önemli olmadığını bilerek bana mütevazi yaklaşan öğretmenlerimi şükranla anarım.
Peki bizler şimdi birer öğretmen olarak nasılız acaba? Belki zaman zaman bizler de yanlış yapıyoruz farkına varmadan. Kendimizi sorgulamak, varsa yanlışlarımızı düzeltme yoluna gitmek çok önemlidir. Empati yapıp bir an yıllar öncesine gitmek, o sıralarda öğrenci kimliği ile oturduğumuzu düşünmek gerek. İşte ben de tam bunu düşünüyordum ki sen geldin aklıma.
Değerli Arkadaşım!
Hakikaten sadece ders işlemek, konuyu anlatıp çekip gitmek maharet değil. Mümkün olduğu kadar öğrencilerime adıyla hitap etmeye, sıkıntısı olduğunu hissettiğim öğrencilerime mutlaka sıkıntılarını sorarak, bir tebessümü esirgemeyerek yaptıkları güzel olumlu şeyleri takdir ederek; yanlışlarını onların kalplerini kırmadan, ufuklarını daraltmadan, özgüvenlerini yıkmadan ifade ederek yardımcı olmaya çalışıyorum. Öğrencilerimizi çok iyi anlamanın, bazen onların penceresinden hayata bakmanın çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü ben bir öğretmenim ve unutulmak, silinip gitmek istemiyorum. Sevgi ve muhabbetle kal! Adnan YAZICI Doğankent İHL Tarih Öğretmeni Görüntüleme sayısı: 596
|