|
12/A SINIFI ÖĞRENCİ TAHLİLLERİ
2009/2010 Eğitim-öğretim yılında okulumuzun son sınıfında bulunan öğrencilerimizi kısaca tahlil etmeye çalıştım. Her birisi farklı bir kişiliğe sahip olan son sınıf öğrencilerimizin anlatılacak çok ve ilginç yönleri bulunmaktadır. Burada onların gözle görünür birkaç özelliklerini yarı esprili dille anlatmaya çalışacağım.
HABİP KAHRAMAN: Sınıf listesinin en başında bulunan Habip Kahraman sakin, sessiz olmasına ya da öğretmenlere öyle görünmesine rağmen öğrenciler arasında yapılan espri, didişme ve kakışmalarda aktif rol oynamaktaydı. Dik yürüyüşü ile Fenerbahçeli eski futbolcu Oğuz Çetin'e benzediği ifade edilmektedir. Son zamanlarda saçını çok kısa kestirmesi askerlik öncesi prova olarak değerlendirilmiştir.
VEDAT TÜFEKÇİ: Listenin birinci sırası olan 69 numaradan sonra numarası 228 olmasına rağmen ikinci sıradadır. Kendisi ilkokul birinci sınıfı okumadığını beyan etmekte arkadaşlarına “keşke ben de birinci sınıfta sizin gibi “Ömer mısırı sever. Emel bal al. Bayrak as. fişlerini ve Cin Ali kitaplarını okuyarak bitirseydim. Şimdi bunun sıkıntısını çekiyorum” demiştir. Bazı kelimeler Vedat’la yeniden yazılmış ya da anlam kazanmıştır. Örneğin çünkü kelimesi Vedat’ın dilinde çünküttür. Alfabedeki P harfinin gereksiz olduğunu düşünmüş ve bu harfi B’ye dönüştürmüştür. Örneğin Pırasa kelimesi Bırasadır.Yeni bir Türkçe sözlük oluşturacağı düşünülmektedir. Devamsızlık hakkını her dönem sonuna kadar kullanmasını iyi bilen Vedat, sınıfta yer yer uyuklamasıyla da ünlüdür. Aniden başlayan gülmesinden bir mana çıkarılamamakta, kendi haline bırakılsa sabahtan akşama kadar güleceği bilinmektedir.
SONGÜL KENGİL: Dünyaya yeni geldiğinde annesine sinirli sinirli bakmış ve “Benim ne işim var burada? Ben niye doğdum?” diye annesine muhalefet etmiştir. Ana muhalefet liderliği de buradan gelmektedir. Boş dolu önüne gelen her şeye muhalefet eden Kengil, bol bol eleştirir ama eleştirilmekten hoşlanmaz. Kendisinin bir benzerinin olmadığını, türünün son örneği olduğunu anlatmaya çalışır. Kendisine göre söylediği her şeyin doğru olduğunu ifade eder. Yanlış olduğu ortaya çıkınca bile itirazını sürdürür. Törnük-Üçtaşlı olmakla gururlu, mağrurdur. Arkadaşlarına takılmadan edemez. Özellikle kankası diye adlandırdığımız Hanife Kaya ondan çok çekmiştir. Hanife’nin basın sözcülüğünü de yapan Kengil, zaman zaman onun ağzından çıkan bir cümleyi mübalağa ile artırarak beş cümle şeklinde piyasaya sürmüştür. Kırk yıllık Salih Songül’ün dilinde Salife’ye dönüşmüştür. Sovyet Rusya’nın efsanevi son lideri Mihail Gorbaçov onun dilinde Garbaçov’dur; düzelteceği de görülmemektedir.
Bol bol güler. Canı sıkılınca kimseye danışmadan sebepsiz yere ağlamaktadır. Niye ağlıyorsun hayırdır? denildiğinde: “hiç” der çünkü canı ağlamak istemiştir.
HAMİ TOPAR: Okulumuza sonradan gelmiştir. Geldiği andan itibaren hep okulu bırakmanın hayallerini kuran Hami, 11.sınıfı ikinci dönem gelen 8 zayıfına rağmen geçmeyi bilmiştir. Son sınıfta devamsızlık hakkını son haddine kadar kullanmış, okulun sonuna yaklaşıldığını düşünerek temkinli hareket etmiştir. Evde pek uyumadığı görülen Hami, uyku işini okulda halledeceğini düşünmektedir. Rap müzik sanatçılarına ilgi duymakta, giyim tarzını onlardan esinlenerek yapmaktadır. Sınavlarda geçebileceği kadar soru cevaplamaktadır. 45-50 onun en çok sevdiği notlardır.
HANİFE KAYA: Sessiz, sakin bir yapıya sahip olan Hanife, Törnük-Üçtaş’ın mümtaz şahsiyetlerindendir. Uyumlu bir yapısı olan Hanife sınıf arkadaşı ve aynı zamanda köylüsü olan Songül Kengil’den çok çekmesine rağmen onunla arkadaşlığı hiçbir zaman bitmeyecek bir tiptir. Konuşma güçlüğü nedeniyle birkaç operasyon geçiren Kaya’nın en önemli özelliği bir yere bakarken şaşı kalmasıdır. Gri hırkasıyla meşhurdur ve hırkasını özenle kullanmaktadır. İleri de müzesinin en değerli eşyası olarak tanımlayacaktır. Ancak güneşli havalarda siyah hırkasını eksik etmez. Onu tanımlayan en önemli dörtlük şudur: Hanife Kaya Gidersin Yaya Günleri Saya saya Gülersin doya doya
EMİNE KAYA: Sessizlik gem vurmuş talihine…Alınganlık…. Dokunsan ağlayacak misali….Konuşurken karşısındakine değil, yere bakmayı tercih etmiştir. Canı sıkıldığında zaman zaman ağladığı görülmüştür. Uflayıp puflamasıyla ünlüdür.
SONGÜL KILIÇ: Artvin’den yarışmaya katılan Songül, sınıfındaki iki Songül sayısını az bularak üçe tamamlanmıştır. En önemli özelliği dinlemeden konuşma gereği duymasıdır. Öğretmenin cümlesini tamamlamadan ya da defalarca tekrar ettiği konuları tekrar sorma gereği duymuştur. Okul bitince Artvin’e gideceğinden mırıldanacağı türkü şudur: Çayeli’nden öteye gidelum yali yali Sırtındaki sepetun ben olayim hamali
ALİ KILIÇ: Konuşmayı sevmez. Konuşunca da zaten çok farklı kelimeler kullanmamakta genellikle sözlerini “şey, şey eee şey” diyerek sürdürmektedir. Kendisini Arapçaya öyle kaptırmış ki artık Türkçe cümleleri de Arapça tecvidi ile çıkarmaktadır. Meşhur el hareketleri vardır. Okul temsilciliği seçimleri sırasında verdiği vaadleri, seçimi kazandıktan sonra yerine getirmemekle eleştiri oklarının hedefi haline gelmiştir.
NURCAN DURMUŞ: Bulunduğu yerden memnun değildir. Televizyonlardaki dizi oyuncularına çok merak salmıştır. Yani artist olma hayallerinin birinci sınıf vatandaşıdır. Pencereden dışarı göz atmak da en büyük maharetlerinden biridir. Konu anlatırken konsantre olması onbeş dakikayı almaktadır. Yersiz güldüğü de bilinmektedir.
METİN GÜLEY: Sınıfta bazen tanımakta güçlük çekilir. Konuşurken sağa sola bakar, başka şeylerle uğraşır. Sürekli güler, gülerken bile elleri mutlaka bir şeylerle meşgul oluyordur. Hayata aldırmaz bir tavrı vardır. Zaman zaman İsrail’e ve Ermenilere kızsa da kızgınlığı geçicidir. Yakın tarihe oldukça ilgili görülen Metin’in ilerleyen zamanlarda fahri üst düzey devlet yöneticisi olacağı düşünülmektedir.
BARIŞ SARI: Tabiata o kadar ilgilidir ki ders esnasında bol bol dışarı ile ilgilenir. Dışarıya gözünün birini kırıştırarak bakar. Tırnak makasını lüzumsuz görmektedir. Okula ara sıra uğramaktadır. Doğankent Üsteğmen Mehmet Alim Sağlık Ocağı’ndan aldığı raporların haddi hesabı belli değildir. Okulu bitirip fırıncılık mesleğine atılacağına kesin gözüyle bakılıyor.
SONGÜL KAMACI: Sessiz, sakin aynı zamanda alıngandır. Sinirlenerek yersiz ağladığı görülmüştür.
SELİM ALİM: Geç kalması ve devamsızlık yapmasıyla ünlüdür. Hasta olsa da olmasa da bir bahane bulup izin hakkını en sonuna kadar kullanmayı başarmıştır. Okul idaresinin izin vermeyeceğini bildiğinden izni Tirebolu’daki sağlık kuruluşlarından almayı tercih etmiş, buna dayanamayan Tirebolu sağlık görevlileri “sen bir daha gelme; sevk ve raporlarla vizite defterimizi doldurdun” demişlerdir. 18 yaşını doldurmayı çok meraklı gözlerle bekleyen Selim, bu muradına erer ermez Tirebolu Sürücü Kursu’na giderek ehliyet almıştır. Kendisini şoförlüğe adayacağını açıklamış ve Kolinin en büyük şoförü olmak için yarışacağı konusunda beyanatta bulunmuştur. Zaman zaman başka işlere de yelken açan Selim mantıksal zekasını iyi kullanarak bahaneler üretip işin içinden sıyrılmaya çalışmıştır.
Öğrencilerimize yeni hayatlarında başarılar dilerken, mutluluğun ve bütün güzelliklerin daima onlarla olmasını diliyorum.
Adnan YAZICI Tarih Öğretmeni/Müdür Yardımcısı DİĞER YAZILAR Arkadaşıma Mektup Görüntüleme sayısı: 136
|